Eşref Özdemir

Eşref Özdemir


EKONOMİDE VE HUKUKTA REFORM

18 Kasım 2020 - 11:28 - Güncelleme: 18 Kasım 2020 - 12:03

EKONOMİDE VE HUKUKTA REFORM


Herhangi bir alanda reform ya da değişim ihtiyacı o alanda işlerin istenildiği gibi gitmediğine delalet eder. Nitekim hükümetimiz de 2018 yılından beridir ekonomi ve yargı da işlerin iyi gitmediğini fark etmiş olacak ki bu alanlarda reform isteğini dile getirdi. Burada sorulması gereken soru bu alanlarda yapılacak reformun toplumun ihtiyaçlarına cevap verip vermeyeceğidir. Hukuk ve ekonomi alanları aslında birbiriyle doğrudan bağlantılıdır, nasıl mı? Soru ve cevaplarla kısaca anlatacağım:

Türkiye’nin ekonomik sıkıntısını tek bir cümleyle özetleyecek olursak; “üretmeden tüketiyoruz” diyebiliriz. Peki üretmeden nasıl tüketebiliriz? Borç alarak. Maalesef Türkiye yıllardır üretmeden tüketmiş ve bu tüketiminin kaynağı ise aldığı dış borçlar olmuştur. Gelinen nokta; 450 milyar dolar civarında dış borç, işsizlik, çift haneli enflasyon, faiz ve cari açıktır. Daha da kötüsü sistem tıkanmıştır. Bu sadece devletin sorunu değildir. Vatandaşın durumu da aynıdır. Bankalara borcu olmayan vatandaş neredeyse yok gibi.

Çıkış ne? Çıkış ilave kaynak yaratmak. Kaynağı ne için kullanacağız? Öncelikle borçlarımızı ödeyeceğiz daha sonra da üretime yönelik yatırımlar yaparak üretim tüketim dengemizi sağlayacağız, işsizliği azaltacağız. Mevcut durumda bu mümkün mü? Ülke içerisinde ilave bir kaynak yaratmamız mümkün değil. Ya bir yerden petrol fışkıracak, ya bir yere kazmayı vurup altın çıkaracağız ya da yakınımızdaki zengin bir bölgeyi işgal edeceğiz. Bunlar gerçekçi senaryolar değil. Karadeniz’de bulduk dediğimiz doğalgazın piyasalara katkı sağlaması bile 3-4 yılı buluyor.

O zaman tek bir çare kalıyor. Kaynağı dışarıdan sağlamak. Bunun da iki yolu var, ilki borç almaya devam etmek, ikincisi ise yabancı sermayeyi ülkemize çağırmak. Borç almaya devam edelim de IMF dışında borç veren yok. Niye? Risk primimiz Venezuala, Arjantin gibi ekonomisi iflas etmiş ülkelerin bir çıt altında, dolayısıyla yabancı kolay borç vermez, verse bile çok yüksek faizle verir. Zaten bu çözüm de sürdürülebilir değil. Haa burada neyi öğrendik? Demek ki uluslar arası değerlendirme kuruluşlarının verdikleri raporlar ve notlar önemliymiş. Geriye ne kaldı? Yabancı sermayeye ülkemize çekmek, yatırım yapmalarını sağlayarak sıcak para girişi sağlamak.



Peki yabancı yatırımcı ülkemize gelir mi? Yabancı yatırımcı dediğimiz aslında bizden alacaklı olanlar. Gelir elbette, en azından parasını kurtarmak ister. İlave garantiler de ister. Ne tür garantiler bunlar? Önce verdiği borçların geri ödenmesini teminat altına alır. Sonra senin paranla senin ülkene yatırım yapar. Ama yatırımının uluslararası ticaret hukukunun genel ve benimsenmiş serbest piyasa kurallarıyla teminat altına alınmasını ister. Edindiği mülkiyetin korunmasını ister. Elde ettiği karı dilediğince başka ülkelere transfer etmek ister. Gümrük engelleriyle karşılaşmamak ister. Ucuz işgücü ister. Vergi muafiyetleri ve teşvik ister. Piyasada yerli rakip istemez, kendisiyle rekabet etmek ister. Sürpriz vergilerle karşılaşmamak ister. İşin özeti bir koyuyorsa üç kazanacağı koşulların yaratılmasını ister. İşte bu bahsettiklerimizin hepsi hukukla ilgili düzenlemeler gerektirir. Yabancının hukuku senin hukukunun üstüne geçer. Biz buna kapitülasyon hukuku diyoruz. Şimdi anladık mı hukukta reform isteğinin altında yatan sebebi?

Medyada öyle bir hava estirildi ki hukukta reform paketi açıldığında sanki bundan sonra gazeteciler tutuklanmayacak, mahkeme süreleri kısalacak, AİHM, AYM karalarına uyulacak, yine medyanın bahsettiği gibi Kavala, Altan, Demirtaş derhal serbest bırakılacak. Artık haksız tutuklamalar da olmayacak, her eleştiriye hakaret diye işlem yapılmayacak, kayyumlar olmayacak, gösteri ve yürüyüşler serbest olacak, medya hukuk dışı baskı altına alınmayacak, paketten tavşan çıkacak...



Hukuk eğitimimde öğrendiğim bir şey var: Her vatandaşın doğuştan sahip olduğu ve Anayasamızla da teminat altına alınmış temel insan hakları pazarlık konusu değildir. Mesela dünyada 1215 yılında İngiliz kralı John’dan, ülkemizde 1839 yılında Sultan Abdülmecit’ten teslim alınan mülkiyet hakkının tartışılması bile abestir. Evrensel anlamda kabul görmüş bu hakları yıllardır görmezden gelerek, uygulamayıp sonra da süslü bir reform paketi ile vatandaşa vereceğini söylemek tipik bir siyasetçi kurnazlığıdır.

Siz hukuk reformunu vatandaş için mi sandınız? Yanıldınız. Hukuk reformunun maksadı, yabancı yatırımcıya uygun yatırım ortamını sağlamaktır. Yabancı yatırımcı Malezya, Vietnam, Filipinler, Endonezya örneklerinde olduğu gibi senin ülkendeki insan hakları gibi konularla çok ilgilenmez, hatta mümkünse kendisine uygun yatırım koşullarını sağlayacak “tek adam, tek parti iktidarı” ile muhatap olmak ister. Ülkenin demokrasisi, insani gelişmişliği, vatandaşın içtiği acı ilaç falan çok da umurunda değildir, kapitalist sistemde insan sadece bir üretim aracıdır. Yabancı yatırımcı getirdiği paradan elde edeceği kara bakar. Bunu baştan konuşalım da hiç kimse hayal kırıklığına uğramasın. Hayal kurmayın, daha dün Ana Muhalefet Partisi Başkanının dokunulmazlığının kaldırılması için fezleke hazırlandı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı hakkında soruşturma başlatıldı.



Konuyu dağıtmayalım. Diyelim yukarda bahsettiğim düzenlemeler yapıldı ve yabancı yatırımcı geldi. Ülkemize sıcak para akmaya başladı. Ekonominin çarkları tıkır tıkır çalışıyor. Elde edilecek ekonomik fayda ve refahtan payınızı alacağınızı düşünüyor musunuz? Hafızanızı zorlayın ve şöyle 18 yıl geriye gidip iyi düşünerek cevap verin ama. Hadi düşünemediniz, o zaman cebinize bir bakın…

Not: Tam bu yazıyı yayına vermeye hazırlanırken CB Erdoğan “Ekonomik hayatın tüm paydaşlarıyla da çalışılarak İnsan Hakları Eylem Planına son hali verilecek” diyerek taslağın içeriğinin rekabetçi piyasa mekanizması, piyasa aksaklıklarının giderilmesi, mülkiyet hakkı ve sözleşme serbestisi olduğunu açıkladı.

 

YORUMLAR

  • 8 Yorum
  • Ahmet Metin KÖKENEK
    2 hafta önce
    Hocam yine müthiş tespitler,teşekkürler.Ana akım medyada yer alarak daha çok okuyucuya ulaşmanızı dilerim.
  • Bülent DURAN
    2 hafta önce
    ????????????????????‍♂️
  • Zehra Demirkır
    2 hafta önce
    Hocam ülkeye 18 yıldır para girdi ama biz üreten, çalışanın cebine giren ne? Çok doğru yazmışsınız.Yıllar önce emekli olan ikramiyesiyle ev alabiliyordu. Ben 2 ay önce emekli oldum elime geçen parayla bir evin anca bir odasını alabilirim???? “Acı reçete” yi ödemek de yine bize düşecek.Yerken akraba, eş, dost öderken biz.
  • Ernesto 88
    2 hafta önce
    Guzel bir analiz ; ABD ,,Avrupa ve Ortadogu'dan ulkemize esen soguk ruzgarlarla yeni sicak paranin gelmesi ve borcun borcla cevrilmesi yakin vadede zor gorunuyor. Verilecek yeni hukuki statulerle gelirler mi supheliyim.
  • Ernesto 88
    2 hafta önce
    Guzel bir analiz ; ABD ,,Avrupa ve Ortadogu'dan ulkemize esen soguk ruzgarlarla yeni sicak paranin gelmesi ve borcun borcla cevrilmesi yakin vadede zor gorunuyor. Verilecek yeni hukuki statulerle gelirler mi supheliyim.
  • Mahmut Saraçer
    2 hafta önce
    Çok yerinde bir analiz, kaleminize sağlık hocam. Sayenizde gündemi daha bilinçli takip ediyoruz.
  • Erhan İpek
    2 hafta önce
    Görünen o ki toplumda sorgulamayı, hesap sormayı bilenler çoğunlukta olmadıkça bu problemler çözülmeyecek. Geçmişte belirli aralıklarla yaşadığımız krizle tekrar yüz yüzeyiz. Hem de çok daha şiddetli bir şekilde. Üzüldüğümüm nokta her krizde gelişmiş ülkelerle olan farkın artması ve çocuklarımızın heba olan gelecekleri. Çok teşekkürler Eşref Bey.
  • Homoeconomicus
    2 hafta önce
    Tespit ve öngörüler mükemmel peki çare ne? Yeni bir seçim mi?