Devletin Türk lirasındaki değer kaybını önlemek amacıyla hayata geçirdiği Kur Korumalı Mevduat (KKM) uygulaması, ekonomi yönetimini kötü bir duruma soktu. Ekonomist Alaattin Aktaş, Hazine'ye büyük bir ödeme yükü getiren bu uygulamanın Türkiye tarihinde benzeri görülmemiş bir döviz krizine neden olabileceği konusunda uyarıda bulundu. Dünya genelinde merkez bankalarının ana hedefi, "fiyat istikrarı" sağlamak ve enflasyonla mücadele etmek için piyasa koşullarına uygun para politikalarını uygulamaktır. Ancak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB), dünya genelindeki pandemi etkileri ve diğer ülkelerin sıkı para politikası uygulamalarına rağmen faiz oranlarını piyasa koşullarına göre düzenlemede direndi ve yanlış ekonomi modeli nedeniyle Türkiye'yi derin bir yoksulluk batağına itti.
2021'in son çeyreğindeki döviz şoklarına çözüm bulamayan AKP iktidarı, son çare olarak duyurduğu Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemini devreye alarak kısa vadeli bir rahatlama sağladı. Ancak 20 Aralık 2021 tarihli KKM duyurusu, düşen dolar kuru ve KKM sistemi nedeniyle Hazine ile TCMB'nin ağır "kur farkı" ödemeleri yapmak zorunda kalmasına yol açtı. Doların tekrar yükselmesiyle birlikte, vergi mükelleflerinin ödemeleri ve Hazine'ye yapılan yüksek ödemeler, KKM'deki varlık sahiplerini finanse etme durumunu ortaya çıkardı. Bu durum, 28 Mayıs seçimlerinin ardından göreve başlayan Hafize Gaye Erkan ve ekibinin KKM sisteminin sürdürülemez olduğunu belirterek attığı tasfiye adımlarının önüne geçti. KKM havuzundaki mevduatın 12 haftayı aşan süreçte 700 milyar liranın üzerinde azaldığı görüldü. Ancak, KKM sistemiyle çıkış hızındaki azalma, ekonomi yönetimini endişelendirdi. 6 Eylül itibarıyla haftalık 70 milyar liranın üzerinde bir düşüş gösteren KKM havuzundaki para, 24 Kasım tarihli BDDK raporuyla 29.2 milyar liraya geriledi. Son haftalarda düşüş hızındaki azalma ise 24.3 milyar lira olarak kaydedildi. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik geleceği konusunda ciddi endişelere yol açtı.
2021'in son çeyreğindeki döviz şoklarına çözüm bulamayan AKP iktidarı, son çare olarak duyurduğu Kur Korumalı Mevduat (KKM) sistemini devreye alarak kısa vadeli bir rahatlama sağladı. Ancak 20 Aralık 2021 tarihli KKM duyurusu, düşen dolar kuru ve KKM sistemi nedeniyle Hazine ile TCMB'nin ağır "kur farkı" ödemeleri yapmak zorunda kalmasına yol açtı. Doların tekrar yükselmesiyle birlikte, vergi mükelleflerinin ödemeleri ve Hazine'ye yapılan yüksek ödemeler, KKM'deki varlık sahiplerini finanse etme durumunu ortaya çıkardı. Bu durum, 28 Mayıs seçimlerinin ardından göreve başlayan Hafize Gaye Erkan ve ekibinin KKM sisteminin sürdürülemez olduğunu belirterek attığı tasfiye adımlarının önüne geçti. KKM havuzundaki mevduatın 12 haftayı aşan süreçte 700 milyar liranın üzerinde azaldığı görüldü. Ancak, KKM sistemiyle çıkış hızındaki azalma, ekonomi yönetimini endişelendirdi. 6 Eylül itibarıyla haftalık 70 milyar liranın üzerinde bir düşüş gösteren KKM havuzundaki para, 24 Kasım tarihli BDDK raporuyla 29.2 milyar liraya geriledi. Son haftalarda düşüş hızındaki azalma ise 24.3 milyar lira olarak kaydedildi. Bu durum, Türkiye'nin ekonomik geleceği konusunda ciddi endişelere yol açtı.








