Ev sahipleri ile kiracılar arasındaki anlaşmazlıkların artması, milyonlarca ev sahibini kirasını ödemeyen kiracılar konusunda araştırmalara yöneltiyor. Posta Gazetesi köşe yazarı Tamer Heper'e yöneltilen bir okur sorusu, kira alacağının tahsili ve kiracının tahliye davası açılması ile ilgili detayları gündeme getirdi.

Tamer Heper, okuyucusunun sorusuna yanıtında, "Bir kimsenin alacağı olup da bunu tahsil edemiyor ise elbette hakkını aramak amacıyla dava açabilir" ifadeleriyle konuya giriş yaptı. Heper, borçlu kiracı ile ilgili dava süreçlerini açıklarken, alacak talebi, tahliye talebi ve yasada belirlenmiş tahliye nedenleri doğrultusunda dava açma hakkını vurguladı. Ancak, Heper, hemen dava açmak yerine önce icra takibine başvurmanın tercih edilen bir seçenek olduğunu belirtti. Örneğin, 30 gün süreli bir icra takibi uygulandığını söyleyen Heper, kiracının bu sürede ödeme yapmaması durumunda, ödenmeyen kira ve tahliye talepli davanın açılabileceğini ifade etti. Bu davaların icra hukuk mahkemelerinde veya sulh hukuk mahkemelerinde görülebileceğini belirtti. Heper, yasal gerekçelerin varlığı halinde, ödenmeyen kira ve tahliye taleplerini bir arada içeren dava açma olanağını vurgulayarak, bazı durumlarda noterlikten çekilen ihtarname ile de tahliye sebebi oluşturulabileceğini açıkladı. Ancak, kısa sürede sonuç alınabilmesi konusunda kesin bir değerlendirme yapmanın güç olduğunu belirtti. Tamer Heper, mahkemelerin dosya yoğunluğuna dikkat çekerek, sürenin uzunluğundan ziyade sonucun odaklanılması gerektiğini ifade etti. İcra takibine başvurmanın diğer bir avantajını ise takibe itiraz olmaması durumunda alacağın yedi gün içinde kesinleşmesi ve dava açılmadan kiranın tahsil edilebilmesi olarak açıkladı. Hukuki yollara başvurmadan önce bir meslektaşa danışılması gerektiğini vurgulayan Heper, bu tavsiyenin sadece ev sahipleri için değil, kiracılar için de geçerli olduğunu belirtti. Hak kaybı riskini minimize etmek adına danışma sürecinin önemine dikkat çekerek açıklamalarını tamamladı.
KİRASINI ÖDEMEYENE KÖTÜ HABER

Tamer Heper, okuyucusunun sorusuna yanıtında, "Bir kimsenin alacağı olup da bunu tahsil edemiyor ise elbette hakkını aramak amacıyla dava açabilir" ifadeleriyle konuya giriş yaptı. Heper, borçlu kiracı ile ilgili dava süreçlerini açıklarken, alacak talebi, tahliye talebi ve yasada belirlenmiş tahliye nedenleri doğrultusunda dava açma hakkını vurguladı. Ancak, Heper, hemen dava açmak yerine önce icra takibine başvurmanın tercih edilen bir seçenek olduğunu belirtti. Örneğin, 30 gün süreli bir icra takibi uygulandığını söyleyen Heper, kiracının bu sürede ödeme yapmaması durumunda, ödenmeyen kira ve tahliye talepli davanın açılabileceğini ifade etti. Bu davaların icra hukuk mahkemelerinde veya sulh hukuk mahkemelerinde görülebileceğini belirtti. Heper, yasal gerekçelerin varlığı halinde, ödenmeyen kira ve tahliye taleplerini bir arada içeren dava açma olanağını vurgulayarak, bazı durumlarda noterlikten çekilen ihtarname ile de tahliye sebebi oluşturulabileceğini açıkladı. Ancak, kısa sürede sonuç alınabilmesi konusunda kesin bir değerlendirme yapmanın güç olduğunu belirtti. Tamer Heper, mahkemelerin dosya yoğunluğuna dikkat çekerek, sürenin uzunluğundan ziyade sonucun odaklanılması gerektiğini ifade etti. İcra takibine başvurmanın diğer bir avantajını ise takibe itiraz olmaması durumunda alacağın yedi gün içinde kesinleşmesi ve dava açılmadan kiranın tahsil edilebilmesi olarak açıkladı. Hukuki yollara başvurmadan önce bir meslektaşa danışılması gerektiğini vurgulayan Heper, bu tavsiyenin sadece ev sahipleri için değil, kiracılar için de geçerli olduğunu belirtti. Hak kaybı riskini minimize etmek adına danışma sürecinin önemine dikkat çekerek açıklamalarını tamamladı.







