İzmir'de Kayyum Protestosunda Gerginlik Çıktı 10 Gün Eylem Yasak

Diyarbakır, Van ve Mardin’in büyükşehir belediyelerine kayyum atanması sonrasında İzmir’deki Emek ve Demokrasi Güçleri tepkilerini ortaya koydu. Eski Sümerbank önünde yapılacak açıklamaya İzmir Valiliği izin vermedi. DİSK Ege Bölge temsilciliğinde gerçekleşen toplantı sonrasında fotoğraf vermek isteyen Demokrasi Güçleri bu kez bina önünde karşılarında emniyet mensuplarını buldu. kısa süreli gerginlik yaşandı. Ayrıca Valilik, kentte 10 gün boyunca eylem yapılmaması için yasak getirdi.


İzmir'de Kayyum Protestosunda Gerginlik Çıktı 10 Gün Eylem Yasak

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Diyarbakır, Van ve Mardin’in büyükşehir belediye başkanlarının görevden alınarak yerlerine kayyum atanmaları sonrasında basın toplantısı düzenledi.

Eski Sümerbank binası önünde yapılacağı duyurulan basın açıklamasına İzmir Valiliği tarafından izin verilmedi. Emek ve Demokrasi Güçleri bunun üzerine açıklamayı Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu (DİSK) Ege Bölge Temsilciliği binasında yaptı. Demokrasi güçleri temsilcileri, ‘İrademe dokunma, kayyum gasptır’, ‘Halkın iradesi yok sayılamaz’, ‘Demokrasi için birleşelim’, ‘Kayyum seçmen iradesine darbedir’ yazılı dövizler taşıdı.
YAPILANIN HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜYLE BAĞDAŞIR HİÇBİR YANI YOKTUR
DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, demokrasi güçleri adına hazırlanan metni okudu. Sarı, “Ülke olarak bu sabah bir kez daha sivil darbeye uyandık. Demokrasinin temel ilkelerini durmaksızın ayaklar altına alan iktidar, Diyarbakır, Mardin ve Van Büyükşehir Belediye Başkanlarını görevden alarak yerlerine kayyum bir kez daha kayyum atadı.  Belediye başkanları hakkında yürütülen adli-idari soruşturmalar bahane edilerek yapılan bu gaspın, demokrasiyle ve hukukun üstünlüğü anlayışıyla bağdaşır hiçbir yanı bulunmamaktadır. 31 Mart seçimlerinde halkın büyük çoğunluğunun desteğiyle seçilen belediye başkanlarının, Cumhurbaşkanı tarafından atanmış İçişleri Bakanının kararıyla görevden alınarak yerlerine yine Cumhurbaşkanı tarafından atanmış Valilerin getirilmesi, AKP’nin demokrasiye ve halk iradesine bakışının özetidir” dedi.

SEÇMENLERİN VE BİZLERİN GÖZÜNDE YOK HÜKMÜNDEDİR
Sarı, “Cumhurbaşkanının kararının, halkın iradesinden üstün görüldüğü bu anlayış, benzerlerini darbe dönemlerinde gördüğümüz faşizan bir yönetim zihniyetinin ürünüdür. Uygulanan tekçi ve faşizan politikaların sonucu olarak halkın ezici çoğunluğunun Meclise, yargıya, adalete, basına inancı ve güveni oldukça zayıflamıştır. Yandaş olmayan yapı ve kurumlar ise etkisizleştirilmeye, kriminalize edilmeye, hatta pervasızca terörist olarak tanımlanmaya çalışılmaktadır. Gelinen aşamada irade gaspları ile seçimler anlamsızlaştırılmakta, umutsuzluğun egemenliği sağlanmaya ve artık yeter diyen kitlelere çaresizlik duygusu aşılanmaya çalışılmaktadır. Diyarbakır, Van ve Mardin Büyükşehir Belediye Eş başkanlarının görevden alınarak yerlerine valilerin kayyum olarak atanması, birçok şehirde aralarında belediye meclis üyelerinin, HDP-DBP üye ve yöneticilerinin de olduğu 418 kişinin gözaltına alınmasının temel amacı budur. OHAL döneminde yüze yakın belediyeye kayyum atanmış, bu belediyede çalışan 3 Bini aşkın işçi iten atılmıştır. Bir önceki kayyum dönemi yolsuzluklarını halkın gözleri önüne seren; sefahat, talan ve yağmadan ibaret yönetim anlayışını teşhir eden belediye başkanları görevden alınırken ileri sürülen temelsiz gerekçeler, seçmenlerin ve bizlerin gözünde yok hükmündedir. Halkın yüzde 50’den fazlasının iradesi ile seçilen başkanlara karşı gerçekleştirilen irade gaspı, rejimin faşist karakterini bir kez daha göstermiştir. Sandıkta kaybedileni demokrasi dışı yollarla gasp etmeye çalışmak, bunu alışkanlık haline getirmek, tek adam rejiminin siyasal ahlak düzeyinin de göstergesidir” açıklamasını yaptı.

HALKIN İRADESİNE KAYYUM ATANAMAZ
“Kayyum politikası, ülkede demokrasiden, barıştan, emekten yana olan herkese verilmiş bir gözdağıdır” diyerek sözlerini sürdüren Sarı, “Kimsenin kendini halkın iradesi ve yargının yerine koyma hakkı yoktur. Halkla hiçbir bağı olmayan, halka karşı hiçbir sorumluluk duygusu taşımayan kayyumlar sadece demokrasiye değil, atandıkları yerel yönetimlere de büyük ve kalıcı zararlar vermektedir. Rejimin temel bir özelliği haline gelen sivil darbeciliği kabul etmedik, etmeyeceğiz. Demokrasi, seçilmişlere saygı, hukuk ve adalete güven duygusu sağlık göstergesidir. Derinleşen ekonomik krizin geniş yoksul halk kesimlerinde yarattığı öfke tüm kışkırtmalara rağmen demokratik bir şekilde sandığa yansımıştır. Halkın iradesinin yok sayılması, derinleşen ekonomik krizle berabere işçi emekçi yoksul halklara bütünlüklü bir saldırı olduğunu ve ülke ciddi bir yönetememe krizine doğru iktidar eliyle sürüklendiğini görmekteyiz. Halkın iradesine kayyum atanamaz. Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Adnan Selçuk Mızraklı, Mardin Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Türk ve Van Büyükşehir Belediye Başkanı Bedia Özgökçe Ertan’ı seçen irade bizim de irademizdir. Bu hukuksuz ve antidemokratik zihniyete karşı, tüm kutuplaştırma ve düşmanlaştırma çabalarına rağmen birleşik mücadelenin gücüne inanan emek ve demokrasi güçleri olarak, saldırıları birliğimizle püskürtebileceğimizi bir kez daha hatırlatıyor, demokrasiden yana bütün kesimleri faşizme karşı barış ve demokrasi mücadelesinde omuz omuza durmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.  

TÜM MUHALİF BAŞKANLARA KAYYUM ATAYACAKLAR 
Sarı, “Diyarbakır, Van, Mardin olarak düşünmesinler. Tüm muhalefet partilerinin belediye başkanlarını görevden alarak kayyum atayacaklardır. Tüm siyasi partilere çağrımız yan yana, omuz omuza bu faşizme karşı dur demeliyiz” diye konuştu.  

ÖZELLİKLE KÜRT İLLERİNDE KAYYUMLAR ATANDI
TMMOB İzmir İKK Temsilcisi Melih Yalçın ise, “Az önce elimize geçen tebligatla öğrendik Valilik, 10 gün süreyle İzmir’de herhangi bir gösteri ve eylemi kamu güvenliği aşçısından yasakladığını ifade ediyor. İçerik açısından çok önemli olmadığını düşünüyoruz. Türkiye’de bir kayyum garabetini seçimlerden önceki dönemde çok yoğun bir şekilde yaşadık. Özellikle Kürt illerinde kayyumlar atandı, içerde tutuklu olan başkanlarımız var. Aslında bunun cevabını son yerel seçimde iktidar aldı, tokat yedi ama niye kayyumda ısrar ediliyor? Demek ki farklı hesaplar var. Biz bunu darbe olarak tanımlamıştık. Yine aynı şekilde tanımlıyoruz” dedi.

VALİLİK 10 GÜN BOYUNCA EYLEM VE BASIN AÇIKLAMASINI YASAKLADI
Ayrıca İzmir Valiliği il sınırları içinde ilçeler ve jandarma sorumluluk bölgeleri 10 gün süreyle eylem ve basın açıklaması yapılmasını yasakladı.  Valiliğin resmi yazısında, ‘Faklı kesimler arasında çatışma çıkmasının önlenmesi, milli birlik ve beraberliğimizi zedeleyici provokatif eylemlerin önüne geçilebilmesi, mili güvenlik, kamu düzeni, kamu güvenliği, cumhuriyetin nitelikleri, devletin ülkesi ve milleti ile bölünme bütünlüğünün korunması, suçların önlemesi ve müessif olayların yaşanmaması amacıyla ilimiz genelinde açık alanda gerçekleşebilecek yürüyüş, basın açıklaması, oturma eylemi, stant açma, çadır kurma, bildiri dağıtma, protesto gibi eylem ve etkinlikler, İzmir il sınırları içerisinde, jandarma sorumluluk bölgeleri dahil 10 gün süreyle yasaklanmıştır’ denildi. 

EMNİYET MENSUPLARIYLA ARALARINDA GERGİNLİK
Bina içinde yapılan basın açıklamasının ardından dışarıda toplu fotoğraf verilmek istendi. Demokrasi güçleri temsilcileri bina önüne çıktığında emniyet güçlerinin engellemesiyle karşılaştı. Vatandaşlar ve kolluk kuvvetleri arasında kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Kalabalık, ‘Direne direne kazanacağız’ sloganları attı. Daha sonra Ege Bölge Temsilcisi Sarı, “Arkadaşlar binamızın önünde toplu bir fotoğraf çekeceğiz ve dağılacağız. Tepkimizi dile getirdik. Emniyet mensubu arkadaşlar bize müsaade etsin” dedi. Bunların ardından fotoğraf çekimi gerçekleşti ve kalabalık olaysız bir şekilde sokağı terk etti.